19 Kasım 2008 Çarşamba

Okyanus ne kadar derin?

Konya polisinin 8 ilde düzenlediği Okyanus operasyonu kapsamında, aralarında Selçuk Üniversitesi (SÜ) Rektörü Prof. Dr. Süleyman Okudan'ın da bulunduğu yaklaşık 30 kişi gözaltına alındı . İsnat edilen suç; çıkar amaçlı suç örgütü kurmak, ihaleye fesat karıştırmak. Bu haber bu sabah duyuldu...
OKYANUS OPERASYONU'NUN AYAK SESLERİNİ 5 AY ÖNCESİNDEN DUYURMUŞTUK.
O YAZIYI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ
26 Haziran 2008 tarihinde bu köşede yazdığımız “Gül, rektörler ve sistem” başlıklı yazıda bugün "Okyanus" adı verilen bu operasyonun yapılabileceği duyumumuzu yazmıştık. Analizimiz operasyonun kendisiyle değil perde arkası ile ilgiliydi.
5 AY ÖNCE YAZDIK
O yazıda, aynen şöyle demiştik:
“Diyorlar ki, "Yakında Gül-Erdoğan arasında yaşanan gerginlik su üstüne çıkacak." Bu da; önce Konya"da yapılacak bir operasyon ile başlayacak. Gül"ün yaptığı bu atama ile "hatalı" olduğu kamuoyunca tartışılacak. Bu tartışma sırasında Gül, yalnız kalacak, hükümet ve partiden destek gelmeyecek..."
VE OPERASYON
Bugün (17 Kasım 2008) Okyanus Operasyonu yapıldı. Aklımıza 5 ay önce yaptığımız analiz düşüverdi hemen. Gerçekten o gün; bu operasyonun yapılacağını duymuştuk. Ve bu operasyonun Gül-Erdoğan çatışmasının bir uzantısı olduğu da duymuştuk. Ve de kaynağımız sağlam olduğu için bunu yazıya döktük. Operasyon (sanki biraz gecikmeli olarak) yapıldı ve birinci bilgi doğrulandı.
Ya ikinci bilgi? Yani Gül-Erdoğan çatışması?
KORU-OKYANUS
Şimdi bir kaç gün geriye gidelim. Henüz yeni olan bir tartışmayı anımsayalım:
AKP'nin en büyük destekçilerinden ama Erdoğan ile Gül söz konusu olduğunda; Gül'ün arkadaşı olarak, Çankaya"ya yakın duran Milliyet Yazarı Mehmet Yılmaz"ın tanımı ile 'Fehmikıvançtahakoru'; "Obama gibi geldiler, Bush gibi oldular" diye çıkış yaptı. Başbakan Erdoğan da partisi ve hükümetin bu güçlü destekçisi, Yeni Şafak yazarına, “Sevsinler seni” diye yanıt verdi. Belki 'dil sürçmesi' deyip, geri adım bekledik. Ama 'Gül'ün arkadaşı', geri adım atmaya niyetli görünmedi. Tartışma bir yazar ile Başbakan tartışmasından farklı. Çünkü, o yazar iktidarın muhalifi değil. Ve o yazar, Gül'ün yakını. Bu nedenle Koru'nun sözü biraz da Gül'ün sözü gibi algılanıyor kamuoyunda...
Daha bu tartışmanın dumanı üstünde.
Ve Gül'ün atadığı rektöre yönelik operasyon yapıldı.
OKYANUS DALGALARI ÇATIŞMANIN HABERCİSİ Mİ?
"Biz bilmiştik!" demek istemiyoruz.
Sadece bu 'Okyanus'u bir de 26 Haziran 2008 tarihli yazımızda yaptığımız analiz doğrultusunda değerlendirin, istedik.
Yani operasyon, Gül- Erdoğan arasında bir çatışmanın da uzantısı mı acaba?
Ufukta bir Erdoğan-Gül atışması mı bizi bekliyor?

Başbakan'ın cehaleti ortada

Başbakan'ın cehaleti ortada
18 Kasım 2008 Salı 12:30
Bahçeli, partisinin Meclis grup toplantısında konuştu. Ya sev ya terket sözüne cevap veren Bahçeli, Erdoğan'a yüklendi.
İNTERNETHABER
Partisinin Meclis grup toplantısında konuşan MHP lideri Devlet Bahçeli, 'Ya sev ya terket'in cevabı verirken, ekonomik krizle ilgili Başbakan Erdoğan'ı resmen topa tuttu.
İşte konuşmalarından satırbaşları;Türk milletine yapılan ihanetlerin bulduğu karşılığın ne olduğu ve buldukları akibet aşikardır. Şehitlerin verdiği canlar boşa değildir. ihanetler kamuoyu önünde cerayan ediyor. İhanetlere karşı vatandaşlarımızı uyarıyorum. Tüm milletimizi tek bayrak altında toplanmaya çağırıyorum.
YA SEV YA TERKET CEVABIBaşbakan cehaletini ortaya koyuyor: “Tek başına iktidar olmaktan başka bir şey düşünmeyen AKP, Meclis çoğunluğu dışında bir ağırlığı ve yönetim gücü kalmamıştır. Başbakan konuşmalarında cehaletini ortaya koyuyor. Polis kordonuyla gittiği Hakkari'de “Ya sev ya terk et” anlamına gelen sözler sarfetmiştir. Ne söylediği bizi ilgilendirmez. Ama bu söylemin bize ait olduğunu söylemesi bizi tekrar açıklama yapmak durumunda bıraktı. Başbakan bu sözden tepkileri üzerine çekti.” MHP ayrımcı politika izlemez: “MHP hiç bir zaman ayrıştırıcı olmamıştır. Biz ayrımcı bir politika izlemedik. Kardeşlik ruhumuz sarsılırsa bunun geriye dönüşü mümkün değildir. Yalnız ülkemiz için değil komşu topraklarda adalet, huzur, barış ve refahta model alınacak bir ülkenin varlığı bu kucaklayıcılıktan geçmektedir. Sevmeyenin terk etmesi yerine bizi ona sevdirecek bir yaklaşımın hakim kılınması bizim siyaset anlayışımızın vazgeçilmezlerindendir.” MALİ KRİZ
Kriz manzarası endişe veriyor: “Ekonomik tufan kürenin her tarafını etkisi altına almıştır. Bu endişe verici manzara karşısında krize karşı önlem almaktan vazgeçmeyen önce Avrupa ülkerleri sürekli bir arayış içerisine girmişlerdir.En son olarak Amerika birleşik devletlerin G-20 zirvesi yapılmış ve küresel kriz masaya yatırılmıştır. Bu toplantı sonucunda alınan ve üzerin ede mütabakat sağlanan kararların beklentileri karşılamaktan uzak kaldığı gözlemlenmektedir. Bu toplantıda alınan kararlar beklentileri karşılayamaz. Türkiye ekonomisi iç çelişkiden alınmayan önlemlerden kaynaklanan sorunlar nedeniyle ekonomik krizin tahribatına açık bir hale gelmiştir."

Başbakan biz sağlamız demişti: "Krize önlem alınmaya çalışılan bu zaman diliminde, Başbakan bu krizin etkilemeyeceğini varsaymıştı. Başbakan “Bizde mortgage yok TOKİ var” sözünden, “Bizim bankalarımız çok sağlam, bize bir şey olmaz” diyerek aczini göstermiştir. Başbakan yurt dışında ülkemizin iç meseleleriyle ilgili konuşma alışkanlığını sürdürmüştür..

Son günlerde krizin ciddiyetinin kabulüne yönelik tavır sadece Başbakanla kalmamış, ekonomiden sorumlu bakanda aynı duruma girmiştir. Bu hayret verici beyanların ABD’de yapılan G-20 toplantısı öncesinde kamuoyu ile paylaşılması dikkate değerdir. Bir yanda 'etkileneceğiz' diyen bir bakan varken, 'bize bir şey olmaz' diyen bir Başbakan bulunmaktadır.”

AK Parti hükümeti tükeniyor: “AKP içinde yaşanan uyumsuzluk ve kargaşa vatandaşlarımızın sorunlarını daha da büyütecektir. Başbakan Erdoğan ve hükümetinin tükenişinin göründüğü bir dönemin içerisinde geçmekteyiz. Kriz konusunda yaşanılan tespit ve teşhis bunalımının çare konusunda görülen zafiyet bedelini elbetteki AKP hükümeti ödeyecektir. Her şey yolunda imajı vermeye çalışan Başbakan Erdoğan yanıldığını er geç anlayacaktır.

Çiftçimiz mutsuzdur. Çalışanlarımız işlerini kaybetmekle karşı karşıyadır huzursuzdur. Esnafımız parasızdır. İş adamımız çaresizdir. Emeklimiz moralsizdir.

Bizi endişelendiren toplumun her kesiminden yükselen feryatlardır. Bunun yanı sıra üretimde baş gösteren gerileme, önlenemeyen işsizlik işten çıkarmaların hızlanması en büyük tehlikeler olarak görülmelidir.”
ALEVİLERİN TALEPLERİ
Türkiye inanç ve mezhep ayrışmasının içine çekilmeye çalışılıyor. Toplumsal huzursuzluk alanları her geçen gün derinleşmektedir.Türkiye’nin birlik bütünlük içinde onurlu bir geleceğe taşımak siyasetin en önemli görevidir. Sorunların çözüm yollarının aranacağı tek adres yegane makam olan TBMM’dir. Türkiye’nin sorunları ortak aklın rehberliğinde bu kutsal çatı altında çözülmelidir.Yaşayış hayata bakış insanlar arası ilişkiler biz olan ve bizden olan Alevi kardeşlerimizin sorunları konuşulması en zor ve karmaşık konulardan birisi olmuştur.

Bu konularda bugüne kadar müşterik bir anlayış zemininin oluşturulmasına hizmet edecek bir ortam yaratılamamıştır. Bunları güçleştiren karşılıklı etkiler şunlardır:Tarihi süreç içinde bugüne taşınan ön yargılar, bilginin eksikliği, tanımlama ve teşhis karmaşaşası, kemikleşen klişeler, siyasi hesap... Bunların gölgesinde yapılan tartışmalar bu konuda gerekli olan karşılıklı anlamayı önlemiştir..KIBRISKıbrıs'ta başlatılan müzakere süreci AB'nin gölgesinde sürüyor. Kıbrıs'taki ülkelerin içi boşaltılıyor. Böyle bir temelde sürdürülen müzakereler Kıbrıs Türkü için bir çıkmaz sokak olacaktır. AB'nin yönlendirmesi ile garantörlük hakkı sulandırılıyor.Kıbrıslı Türkler Ada'dan tasfiye edilmeye çalışıyor. AKP iktidarı bunu idrak edip bu yanlıştan dönmelidir.
changeTarget(document.getElementById("news_content"))

İşte MHP'nin İstanbul adayı

İşte MHP'nin İstanbul adayı
18 Kasım 2008 Salı 14:17
MHP, Mart 2009'da yapılacak seçimlere bazı bölgelerde ölüm kalım savaşı verecek. Bu illerin en önemlisi ise İstanbul!
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP), 29 Mart'ta yapılacak yerel seçimlerde Ankara, İstanbul ve İzmir büyükşehir belediye başkan adaylarını büyük ölçüde belirledi. MHP'nin adayları şöyle; İSTANBUL- Haluk Ulusoy (Futbol federasyonu eski başkanı)ANKARA - Mansur Yavaş (Beypazarı Belediye Başkanı)İZMİR - Musavat Dervişoğlu (İl başkanı)Eski Futbol Federasyonu Başkanı Haluk Ulusoy'a İstanbul için teklif götüren MHP'nin Türkiye'ye Avrupa üçüncülüğü kazandıran 'efsane' futbol adamından olumlu cevap aldığı öğrenildi. ÇANKAYA'YA DA İDDİALI İSİMBu arada MHP, CHP'nin kalesi Çankaya'da ise iddialı bir isimle yarışa katılmayı planlıyor. MHP'nin Ankara'nın Çankaya ilçesinde ise DSP-MHP-ANAP koalisyon hükümetinin Başbakanlık Müsteşarı Füsun Koroğlu'nu aday göstermeyi düşündüğü öğrenildi. ARALIK DA LİSTE NETLEŞECEKMHP'den aday olmak isteyenler için tanınan süre 14 Kasım Cuma günü dolarken, aday isimlerinin de Aralık ayının ortalarında netleşeceği belirtildi. Genel merkezde oluşturulan Ön Değerlendirme Komisyonu tarafından değerlendirmeye alınmaya başlanan adaylar da "MHP'nin ilke, politika ve hedefleri ile uyumu, temsil kabiliyeti, yerel sorunlara ve çözümlerine ilişkin projeleri, eğitim durumu' gibi kriterler dikkate alınıyor. ŞAİBESİZ TEMİZ ADAY MHP özellikle adayın 'şaibesiz' bir geçmişe ve kişiliğe sahip olmasına büyük özen gösteriyor. Önümüzdeki yıl Mart ayında yapılacak yerel seçimlere iddialı hazırlanan ve tüm il ve ilçelerde seçime girmeyi planlayan MHP'de adaylar Ön Değerlendirme Komisyonu'nda yapılacak ilk değerlendirme sonunda Aralık ayında kamuoyuna açıklanacak. MHP Genel Başkan Yardımcısı Metin Çobanoğlu, çok adaylı yerlerde kamuoyu yoklamaları yapılacağını ve teşkilatların taleplerini dikkate alacaklarını belirterek, kadın adaylara da bu seçimlerde ağırlıklı yer vereceklerini söyledi.

CHP'de toplu istifa

18 Kasım 2008 Salı 14:20
Bazı il ve ilçelerde yerel seçime SHP'li isimlerle girilmesi, CHP teşkilatlarını karıştırdı.
İzmir'in Dikili ilçesinde CHP'nin aday çıkarmayıp SHP'li Belediye Başkanı Osman Özgüven'i destekleme kararı yüzünden teşkilattan 350 kişi istifa etti. Osman Özgüven, düzenlediği basın toplantısında istifaları değerlendirdi ve solda birlik için bazı fikirler ortaya attı. İzmir'de sosyal demokratların yerel seçimi kazanması için solun bir araya gelmesi gerektiğini savunan Özgüven, "Sadece DSP değil, ÖDP, EMEP, TKP, sosyalistler, sivil toplum kuruluşları da bir araya gelmeli. Yoksa yine geçmiş günlere döneriz, AKP'nin boyunduruğu altına girme gibi bir sorunla karşı karşıya kalabiliriz." dedi. Solda her türlü birlikteliğe hazır olduklarını, ancak asla sağ ve dinci bir partiyle işbirliğine girmeyeceklerini ifade eden Osman Özgüven, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın kara çarşaflı kadınlara rozet takmasını ise, "Onların sorunu, Deniz Baykal'ın sorunu. Ona sorulması gerekiyor." şeklinde değerlendirdi. Baykal'ın, DSP'nin seçimlere birlikte girme çağrısını cevapsız bırakırken kendileriyle ortak aday çıkarmasının sorulması üzerine Özgüven, "DSP de bu birlikteliğin içine mutlaka gelmelidir. Genel seçime giderken birlikteliği bir adım olarak görüyorum. Yerel seçimin anlamı bu bakımdan önemli." ifadesini kullandı. Kendisine CHP ve SHP'nin ortak adayı olması için henüz resmî bir teklif gelmediğini kaydeden Özgüven, bağımsız girmesi halinde Dikili'de kazanma şansının yüksek olduğunu söyledi.
changeTarget(document.getElementById("news_content"))

Bu konuşan Baykal mı?

Bu konuşan Baykal mı?
18 Kasım 2008 Salı 15:35
Hiç aklınıza gelir miydi bir gün Baykal'ın çarşaf savunması yapacağı. Oldu... Parti grubunda çarşaflı, sakallı üyeleri bakın nasıl savundu.
İlgili Haberler
Ahmet Türk'ün kanı donmuş
Başbakan'ın cehaleti ortada
İNTERNETHABER
CHP lideri Deniz Baykal, partisinin grup toplantısında partisine katılan "çarşaflı" kadınları savundu. Sözleri ile şaşırtan Baykal, "AK Partiye oy verince oluyor da CHP'ye oy verince niye olmuyor" dedi. İşte Baykal'ın açıklamalarından satırbaşları:ÇARŞAFLI ÜYELER : "Önce Alibeyköy’de daha sonra Sultangazi ilçemizde CHP’ye bazı vatandaşlarımız katılmak için başvurdular. Biz bir tören yapacağız demişlerdir. Biz hiç CHP’ye oy vermedik. Hep AKP’ye destek olduk. Ayrılacağız ve CHP’ye gireceğiz dediler. Yalnız bazılarının başı örtülü türbanlıdır çarşaflıdır. Biz Erzurum’dan geldik, bizi kabul eder misiniz dediler. Bana sordular. Bende öyle şey olur mu, vatandaş başımızla beraber dedik.DİN İMAN DEYİP...: " Her insan kılığı kıyafeti kültürü yaşam biçimi ne olursa olsun başımızla beraber elbette CHP’de yeri vardır dedik. Din iman diye diye oylarımızı aldılar yıllarca. Bunların ne alakası var bunlarla? Bize bu kadar samimiyetle başvuran insanlara bir başka türlü davranmak söz konusu olabilir mi? AKP OLUYOR DA CHP NİYE OLMASIN: "Biz insanların doğup büyüdüğü kültür ortamlarıyla damgalamıyoruz. Kimsenin de bunu yapmaya hakkı yok. Nasıl giyiniyorsa giyinsin. AKP’ye oy verirken oluyor da, CHP’ye katılırken neden olmuyor. Sultangazi’de yine başka bir çevre CHP’ye girmek istiyoruz dediler. Buyurun dedik ve bundan iftihar ettik. Kimseyi sakalıyla bıyığıyla giyimiyle yargılamayalım. Herkes eşittir. SANANE: Efendim muhafazakardır mazbut bir yaşamı vardır. Sanane? Senin gibi liberal olacağına, memleketini seven mutaassıp olsun. Herkesin yaşam biçimi eşiyle ilişkisi, terbiye tarzı kendine özgü bunu saygıyla karşılayacağız. Biz kimseye falan geleneğini bırak, örfünden vazgeç hakkında sahip değiliz. Böyle bir şey yok.
OYUNU BOZDULAR O YÜZDEN; "Oyunu bozdular bozdular. Bir kuşatmayı kırdılar. Yağma yok... Şimdi korku yüreklerine düşmeye başladı. KÜRESEL MALİ KRİZ
Ekonomiye yön veren politikalar çöktü: "Ekonomi uzun bir süreden beri burada uyarmaya çalıştığımız gibi artık çok açık çok net alarm zillerini çalmaya başlamıştır. Yanlış ekonomi politikası ülkeyi tıkamıştır. Ekonomiye yön veren temel politikalar çökmeye başlamıştır. Petrol fiyatları düşüyor ama Türkiye’de doğalgaza zam geliyor. Dolar bugün 1.66 1.67 noktasına gelmiştir. Yıllık fazi 23, 24 noktalarında dolaşmaktadır. Ticaret dünyasında çalışanlar yüzde 30 altında faiz bulamamktadırlar." IMF'nin önünde diz çöktün ümüğümü sık dedin: "Geçen hafta bunun bir sonucu olarak bir derecelendirme kurulu, senin görünümünü negatife çevirdim demiştir. Yine geldiğimiz noktada görüyoruzki hükümet IMF ile anlaşma imzalama noktasına gelmiştir.
Bugünkü iktidar tek başına hükümettir. 6.5 yıl sonra eğer bunlar tekrar IMF'nin önüne gidip, 'sen bize yardımcı ol' deme noktasına gelmişler ise, 6 buçuk yılın israf edildiğinin kanıtıdır. IMF'ye teslim olmak zorunda kaldık. Ne diyordu Başbakan, "Ümüğümüzü sıkmaya kalkarlarsa gerekeni yaparız"... Ama IMF'nin işi değil mi ümük sıkmak? Sen de gittin IMF'nin önüne diz çöktün gel benim ümüğümü sık dedin. Sen 6,5 yıldır çiftçinin, işçinin, memurun ümüğünü niye sıktırdın?
Her yerde Coca Cola reklamı: "30 ülke IMF'ye gitmedi. Kriz paketi açıkladı. IMF'ye kim gitti? İzlan'da gitti. Macaristan gitti. Türkiye gitti... Narenciye üreticisinin malları para etmiyor. Coca Cola reklamlarında geçilmiyor. Her yerde cola reklamı var. Ama Türkiye'nin narenciye üreticisi sahipsiz bırakılmış durumda."
Obama'ya akıl vereceğine krizle ilgilen: "Bir kriz bir sıkıntıyla ülke karşıkaşıya bunların hepsinin çaresi var tedbiri var ama bizim hükümetin bu gidişatla hiç bir ilişkisi yok. Başbakan bu tablo karşısında ta başından beri 'kriz bizi teğet geçti', 'hamdolsun iyiyiz' diyor, 'iş adamlarının zulalarında 2 yıllık para var' diyor. O zaman ne IMF'ye gidiyorsun? İş adamlarının zulalarındakileri çıkarsana! Başbakan yanlış işler peşinde. Duruyor duruyor Obama'ya akıl veriyor. Obama'ya akıl vereceğine gel de bu krizin önünde dur."
TMSF başkanı hükümetten uyarı aldığnı açıkladı: "Ekonomi deyince tabi yolsuzluklar bu işin bir parçası yine geçen hafta önemli yolsuzluk olaylarıyla ilgili bilgiler ortaya çıktı. Fakat bunları hep biz söylüyorduk. Sayın Kılıçdaroğlu söylüyordu. İlginç bir açıklama yapıldı geçenlerde. TMSF'nin başkanı bir televizyonda dediki, ben ülkeyi devleti borça batırmış olan bu ödemedikleri borçlarını onlardan tahsil etmek için bir takım girimler yapıyorum bu girişimler sırasında büyüklerimizden niye pahalı satmaya çalışıyorsunuz diye uyarılar alıyorum. Bunu söyleyen TMSF'nin başbakanı. E devletin alacağı yüksek. Son kuruşuna kadar tahsil etmek zorunda. TMSF başkanı hükümetten uyarı aldığını açıkladı."
ERGENEKON DAVASI
Ergenekon davası siyasi siparişle ortaya çıktı: "Ergenekon davası kamuoyumuz artık ilgisini kaybetmiş gözüküyor. eski yayın söz konusu değil. Ama bu konu olağanüstü bir konu olmaya devam ediyor.
Bu konuyu gündemden düşürmemeliyiz. Ergenekon davası ta başından beri bizim Cumhuriyet tarihimizin en büyük siyasi itham mekanzması olarak işletilen bir süreçle ortaya çıktı. O zaman hep birlikte bu teşhisleri yapmıştık. Bu dava hukuk adamlarının yetkili savcıların, bir hukuksuzluğu tespit ederek o hukuksuzluğu ortaya çıkarmak için gayret göstermeleri suretiyle ortaya çıkmış bir dava değildir. Bu dava siyasi siparişle ortaya çıkmış tepeden inme bir davadır. Bunlar uzun konuştuk. Bunu bir kitap halinde yazıp ortaya koyacağız."
Böyle iddianame olur mu?: "Bu davada bütün bu sistemin altında bir isim var. Karanlık bir isim. Savcılık bunu bize Kanada'da bir haham olarak bilgisini verdi. Herşey onun elinden çıkıyor. Bu olaydan Türkiye'deki Musevi cemaati rahatsız oluyor. Araştırıyorlar, Haham olarak bir isim yok. Musevi cemaati üyesi değil. Ama bu adam televizyonlara çıkıp konuşuyor. Savcının iddialarının temelinde yatan adam ortada yok."
Ergenekon davası neden canlı yayınla izletilmiyor: "Bütün mali işlerin altında bu kişi var dediler adam orada hastalandı. Adamın cenazesini kaldıracak parası bile çıkmadı. Jandarma komutanı büyük bir sağlık sorunu ile karşı karşıya. Ben de bundan büyük bir azap duyuyorum. Hiç mi vicdanınız sızlamıyor. Yakışıyor mu bu Türkiye'ye. Hani bu iddialar ortaya atıldığını bütün televizyonlar gazeteler bunları aktarıyordur. Şimdi savunmalar veriliyor niye onları yayınlamıyorsunuz. Niye bu Ergenekon davası canlı yayınla vatandaşa izletilmiyor kardeşim. Niye!"
ANAYASAYI DEĞİŞTİRME TARTIŞMASI
Anayasa taslağı kapalı kapılar ardında hazırlandı: "Geride bıraktığımz günlerde çok önemli bir tartışma Türkiye'de yaşandı. Anayasayı değiştirme tartışması. Zaman zaman bu siyasi gündemimize getirilir. Bir süre önce çok iddialı bir şekilde getirildi. Ama yapılanlar hala kamuoyunun bilgisine sunulmadı. Amerika'ya birilerine bilgi verildi. Bize hiç bilgi verilmedi. Kapalı kapılar arkasında bir anayasa taslağı hazırladılar.
3 madde değişir değişmez diye konuşuluyor. Değiştirilmesi istenen bu üç madde ne? Bakın size okuyayım.
"Madde 1 - Türkiye Devleti bir cumhuriyettir."- Değiştirilebilsin diyoruz. Niye kardeşim? Demokrasi zaafiyetiymiş bu efendim.
"Madde 2 - Türkiye cumhuriyet toplumun huzur, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde insan haklarına saygılı atatürk milleyetçiliğine bağlı, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir." - Bu maddenin sağduyulu aklı başında memleketini seven bir insanı rahatsız decek bir tarafı var mı Allah aşkına?
"Madde 3 - Türkiye devleti ülkesi ve mileltiyle bölünmez bir bütündür."- Bölünüebilir mi olsun? Milleti mi bölünebilir olsun? Devlet mi bölünebilir olsun?
Dördüncü madde de diyorki bu üç madde değiştirilemez. Bunları koruyun diyor yani. Bu çok sakıncalı bir iş, zaten biz Anayasayı toptan değiştirelim dediklerinde müsade etmedik. Neyi değiştirmek istiyorsanız onu getirin dedik getiremediler. Neymiş yeniden bu anayasayı silip yerine baştan yazacakmış bu beyefendiler.Bu anayasa İstiklal Savaşı'ndan sonra yazıldı. Türkiye'nin şerefi, onuru bu maddeler! Devletin en saygın en yüksek değer taşıması gereken ve görevi buna sahip çıkmak olan kurumların içinde yer alan insanlar neler yapıyorlar.
changeTarget(document.getElementById("news_content"))

Seks kölesinden dehşet ifadeler

Seks kölesinden dehşet ifadeler
19 Kasım 2008 Çarşamba 12:57
7 aya kabus gibi geçti. 80 yaşındaki paralı erkeklere satıldı. Fuhuş çetesinin eline düşen kızın anlattıkları inanılmaz.
Konya'da bir fuhuş çetesinin lideri, ağına düşürdüğü 21 yaşındaki kızın koluna 'başka bir şebekenin eline geçmesin' diye jiletle ismini yazdı. Şebeke; doktor, avukat ve işadamlarıyla ilişkiye zorladığı genç kız üzerinden 1,5 ayda 50 bin YTL'nin üzerinde para kazandı. BAŞKA ŞEBEKEYE GEÇMESİN DİYE JİLETLENMİŞKonya Emniyet Müdürlüğü ahlak bürosu ekipleri, gençleri çeşitli vaatlerle kandırarak fuhuş batağına sürükleyen şebekeye operasyon düzenledi. Operasyon kapsamında ifadesi alınan mağdurlardan Ayten B, Mersin Cezaevi'nde tutuklu olan şebeke lideri Uğur K.'nın (32), evlenme vaadiyle kendisini kandırarak bir eve hapsettiğini söyledi. KAÇARSAN YÜZÜME KEZZAP ATARIMGenç kızı "Kaçarsan yüzüne kezzap atarım. Senin hayatını karartırım." gibi tehditlerle fuhuş yapmaya zorlayan çete lideri Uğur K'nın Ayten B.'nin başka bir fuhuş çetesinin eline geçmesini önlemek için de koluna jiletle isim yazdığı belirlendi. Bir eve hapsedilen ve başında nöbetçi bekletilen genç kız yaşadıklarını şöyle anlattı: AYARLADIĞIM İNSANLARLA İLİŞKİYE GİRECEKSİN"Bir avukatın sekreterliğini yapıyordum. Bir arkadaşım aracılığıyla Uğur K. ile tanıştım. Bana evlenmek istediğini söyledi. Ben de buna kandım. İlk tanıştığımız günler çok güzeldi, bana bir ev açtı. Bir süre sonra gerçek yüzünü öğrendim. Fakat çıkmama izin vermiyordu. Beni bir odaya kapattı. 'Ayarladığım insanlarla ilişkiye gireceksin' dedi. Bunun asla olmayacağını söyledim. Sözlerim üzerine ağzımdan burnumdan kan gelene kadar dövdü. JİLETLE KOLUMA İSİM YAZDIBir kere kaçmaya çalıştım. Başıma bıraktığı kişi beni yakaladı. Uğur K.'ya haber verdi. Geldiğinde kaçmaya çalışmak nasılmış göreceksin diyerek yüzümü kesmeye çalıştı. Yüzümü saklayınca vücuduma jilet attı. Daha sonra kolumu çekti. Artık ne yaparsa yapsın dedim. Kolumu jiletle keserek isim yazdı. Kanlar içerisinde kalmıştım. Yanındaki arkadaşı öyle oturmuş bunları izliyordu." BENİM ÜZERİMDEN 1.5 AYDA 50 BİN YTL PARA KAZANDIBu işkencelere daha fazla dayanamayan Ayten B., yaralı halde lüks otellerde müşterilere pazarlanmaya başlandı. Olayların yaklaşık 7 ay bu şekilde devam ettiğini söyleyen genç kız, sözlerini şöyle sürdürdü: MÜŞTERİLERİN YAŞLARI 70 İLE 80 "Beni ekonomik yönden yüksek gelirli insanlara pazarlıyorlardı. Ellerindeki listeyi gördüm. Üzerimden 1,5 ayda 50 bin YTL üzerinde para kazanmışlar. Otellerde karşıma yaşları 70 ile 80 arasında değişen insanlar çıkıyordu. Onlara, kurtarın beni, bana zorla bu işi yaptırıyorlar diyerek yalvarıyordum. Birçoğu sözlerimi hiç umursamadı. Diğerleri de odadan çıktı gitti, yardımcı olmadı." YAKINLARI KIZIN ÇETE LİDERİYLE EVLİ ZANNETMİŞAilesinin yaşadıklarından haberdar olmadığını söyleyen Ayten B., yakınlarının Uğur K. ile evli olduğunu sandıklarını söyledi. Çaresiz kaldığını ifade eden genç kız, yarının ne getirdiğini bilmediğini belirterek, ev hanımı olmak istediğini söyledi. Yaşadıklarının dışarıda gözüktüğü gibi olmadığını aktaran genç kız, "İnsanlar; 'Akılsız mı? Gitsin polise şikayet etsin' diyorlar. Ben de böyle düşünüyordum. Ama ağlarına düşünce yüzüme kezzap atacaklar, beni öldürecekler diye korkuyordum. Hala asansörden indiğimde yüzümü çantamla kapatarak çıkıyorum." diye konuştu. Emniyet yetkilileri vatandaşları uyararak, binlerce genç kızın benzer yöntemlerle insan tacirlerinin eline düştüğünü, bu konuda duyarlı olunması gerektiğini söyledi.
changeTarget(document.getElementById("news_content"))
Seks kölesinden dehşet ifadeler
19 Kasım 2008 Çarşamba 12:57
7 aya kabus gibi geçti. 80 yaşındaki paralı erkeklere satıldı. Fuhuş çetesinin eline düşen kızın anlattıkları inanılmaz.
Konya'da bir fuhuş çetesinin lideri, ağına düşürdüğü 21 yaşındaki kızın koluna 'başka bir şebekenin eline geçmesin' diye jiletle ismini yazdı. Şebeke; doktor, avukat ve işadamlarıyla ilişkiye zorladığı genç kız üzerinden 1,5 ayda 50 bin YTL'nin üzerinde para kazandı. BAŞKA ŞEBEKEYE GEÇMESİN DİYE JİLETLENMİŞKonya Emniyet Müdürlüğü ahlak bürosu ekipleri, gençleri çeşitli vaatlerle kandırarak fuhuş batağına sürükleyen şebekeye operasyon düzenledi. Operasyon kapsamında ifadesi alınan mağdurlardan Ayten B, Mersin Cezaevi'nde tutuklu olan şebeke lideri Uğur K.'nın (32), evlenme vaadiyle kendisini kandırarak bir eve hapsettiğini söyledi. KAÇARSAN YÜZÜME KEZZAP ATARIMGenç kızı "Kaçarsan yüzüne kezzap atarım. Senin hayatını karartırım." gibi tehditlerle fuhuş yapmaya zorlayan çete lideri Uğur K'nın Ayten B.'nin başka bir fuhuş çetesinin eline geçmesini önlemek için de koluna jiletle isim yazdığı belirlendi. Bir eve hapsedilen ve başında nöbetçi bekletilen genç kız yaşadıklarını şöyle anlattı: AYARLADIĞIM İNSANLARLA İLİŞKİYE GİRECEKSİN"Bir avukatın sekreterliğini yapıyordum. Bir arkadaşım aracılığıyla Uğur K. ile tanıştım. Bana evlenmek istediğini söyledi. Ben de buna kandım. İlk tanıştığımız günler çok güzeldi, bana bir ev açtı. Bir süre sonra gerçek yüzünü öğrendim. Fakat çıkmama izin vermiyordu. Beni bir odaya kapattı. 'Ayarladığım insanlarla ilişkiye gireceksin' dedi. Bunun asla olmayacağını söyledim. Sözlerim üzerine ağzımdan burnumdan kan gelene kadar dövdü. JİLETLE KOLUMA İSİM YAZDIBir kere kaçmaya çalıştım. Başıma bıraktığı kişi beni yakaladı. Uğur K.'ya haber verdi. Geldiğinde kaçmaya çalışmak nasılmış göreceksin diyerek yüzümü kesmeye çalıştı. Yüzümü saklayınca vücuduma jilet attı. Daha sonra kolumu çekti. Artık ne yaparsa yapsın dedim. Kolumu jiletle keserek isim yazdı. Kanlar içerisinde kalmıştım. Yanındaki arkadaşı öyle oturmuş bunları izliyordu." BENİM ÜZERİMDEN 1.5 AYDA 50 BİN YTL PARA KAZANDIBu işkencelere daha fazla dayanamayan Ayten B., yaralı halde lüks otellerde müşterilere pazarlanmaya başlandı. Olayların yaklaşık 7 ay bu şekilde devam ettiğini söyleyen genç kız, sözlerini şöyle sürdürdü: MÜŞTERİLERİN YAŞLARI 70 İLE 80 "Beni ekonomik yönden yüksek gelirli insanlara pazarlıyorlardı. Ellerindeki listeyi gördüm. Üzerimden 1,5 ayda 50 bin YTL üzerinde para kazanmışlar. Otellerde karşıma yaşları 70 ile 80 arasında değişen insanlar çıkıyordu. Onlara, kurtarın beni, bana zorla bu işi yaptırıyorlar diyerek yalvarıyordum. Birçoğu sözlerimi hiç umursamadı. Diğerleri de odadan çıktı gitti, yardımcı olmadı." YAKINLARI KIZIN ÇETE LİDERİYLE EVLİ ZANNETMİŞAilesinin yaşadıklarından haberdar olmadığını söyleyen Ayten B., yakınlarının Uğur K. ile evli olduğunu sandıklarını söyledi. Çaresiz kaldığını ifade eden genç kız, yarının ne getirdiğini bilmediğini belirterek, ev hanımı olmak istediğini söyledi. Yaşadıklarının dışarıda gözüktüğü gibi olmadığını aktaran genç kız, "İnsanlar; 'Akılsız mı? Gitsin polise şikayet etsin' diyorlar. Ben de böyle düşünüyordum. Ama ağlarına düşünce yüzüme kezzap atacaklar, beni öldürecekler diye korkuyordum. Hala asansörden indiğimde yüzümü çantamla kapatarak çıkıyorum." diye konuştu. Emniyet yetkilileri vatandaşları uyararak, binlerce genç kızın benzer yöntemlerle insan tacirlerinin eline düştüğünü, bu konuda duyarlı olunması gerektiğini söyledi.
changeTarget(document.getElementById("news_content"))